2. Türkiye Demokrasi Forumu Düzenlendi

944
0
Paylaş:

Ana temanın ‘Doğrudan Demokrasi ve Yerel Kalkınma Çabaları’ konusu olan ve farklı konularda 25 bildirinin sunulduğu, çok sayıda katılımcı tarafından izlenen programda ‘Yeşil Yol’dan HES’lere Doğu Karadeniz’de Çevresel Sorunlar’, ‘Demokrasi ve Basın Özgürlüğü’ gibi güncel ve önemli başlıklarda tartışıldı.

Ordu Mesudiye ilçesinde ikincisi gerçekleşen “Türkiye Demokrasi Forumu”na; Vali İrfan Balkanlıoğlu, İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi, Ordu Milletvekili Seyit Torun, Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, Baro Başkanı İlhan Kurt, Mesudiye Kaymakamı Mehmet Uslu, daire müdürleri, Türkiye Demokrasi Forumu Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi, Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Prof.Dr. Bülent Gülçubuk, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren, Türkiye Demokrasi Forumu Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Mesudiye olarak, Türkiye Demokrasi Forumu sürecini başlatmaktan ve ikincisini gerçekleştiriyor olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Mutluluğumuz yalnız yöremiz  adına değil; bölgemiz, ülkemiz  ve insanlık adınadır. Çünkü demokrasi; insanın özgür olabildiği, yaratıcılığını geliştirebildiği, kendi geleceğini belirleyebildiği, çoğulculuğun korunduğu sistemin adıdır.  

İnsanlığın belki de en önemli değeridir, insanca yaşamanın koşuludur.” dedi.

Demokrasinin birilerinin izin vermesi  ile gerçekleşemeyeceğini belirten Ekşi, “Zaman zaman soruluyor;” Size mi düştü veya bize mi düştü?”  diye. Demokrasiyi  savunmak birilerinin  görev vermesi  gerekmez. Demokrasi herkesin hakkıdır ve  ancak bu hakkı savunanların çoğalması ile gerçekleşebilir. Dolayısı ile  yöneltilen  soruya yanıtımız açıktır; “Evet, demokrasiyi savunmak herkese düşer, bize de düşer!” diye konuştu.

“Türkiye Demokrasi Forumu”nun açılış programında bir konuşma yapan Vali İrfan Balkanlıoğlu, ”Demokrasi soyut, önemli bir kavram. İnsanlarımız Mesudiye’den İstanbul’a göç ederek, eğitimlerini tamamlamış, sivil toplum kuruluşlarında örgütlenmişler ve ‘Biz bu memleket için bir şey yapalım’ noktasında bir araya gelerek, Davos benzeri yerel kalkınma modelini oluşturmuşlar, tebrik ediyorum” dedi.

Ordu Milletvekili Seyit Torun ise yaptığı konuşmada, “Demokrasi her ne kadar soyut bir kavram olsa da belki de en fazla hava ve su kadar ihtiyacımız olan bir durumdur. Karadeniz’in bir ilçesinde Mesudiye’sinde dünyaya bir mesaj vererek, buradan bir nefes vererek içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatarak tespit yapıyorlar. Bu gerçekten takdire şayan bir olay. Bu kurultaylar başta iyi anlaşılmaz ama süreç geçince çok daha iyi anlaşılacağına eminim” diyerek, demokrasinin önemine vurgu yaptı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, konuşmasında ”Türkiye’ye kurultay kültürünü getirip, istikrarlı bir şekilde 25 yıldır aralıksız devam ettirebilen kurultayda form geleneğini oluşturan bu güzel çalışmadan dolayı teşekkür ediyorum. Mesudiye’nin Ordu ilçeleri arasında farklı bir özelliği var. Birlik ve beraberliğin kurumsal anlamda en güçlü şekilde sağlandığı, en fazla göç veren ve en fazla sivil toplum örgütlerinin de İstanbul’da kurulmasına vesile olan bir ilçemiz. Kurultay geleneğinin Ordu’ya, Mesudiye’ye getirmiş olduğu faydalardan bir tanesi de bu” diye konuştu.

“Üreticinin örgütlenmesi ve özellikle pazarda etkin bir konuma gelebilmesinde en önemli araç ise tüm gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi kooperatiflerdir.” 

Türkiye Demokrasi Forumu’na katılan Köy-Koop Genel Başkanı Yakup Yıldız konuşmasında;

“Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde özellikle kooperatif biçiminde örgütlenmenin zayıf olmasının ve etkin olamamasının temel nedeni; örgütlenmenin sosyo-ekonomik ve kültürel koşullarının oluşmadan ve tabana dayalı olmadan oluşturulmaya çalışılmasıdır. Bu nedenle örgüt kavramının iyice algılanması ve örgütlenmenin gerekliliğinin de tartışılması gerekmektedir. Bunlar belirlenmeden kalkınma stratejileri açısından tabana dayalı ve tabanda sahiplenilen örgütlenmenin sağlanması da zor olmaktadır.

Üreticinin örgütlenmesi ve özellikle pazarda etkin bir konuma gelebilmesinde en önemli araç ise tüm gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi kooperatiflerdir. 

Türkiye gibi tarım işletmeleri küçük olan ülkelerde üreticiler ancak, kooperatifler aracılığıyla modern ve ekonomik ölçekli tarım yapabilirler. 

Şunu özellikle vurgulamak gerekir ki, kırsal ve tarımsal kalkınma bireysel faaliyetlerden çok dayanışma ve örgütlenme sonucunda sağlanabilir. Bu nedenle tarımda/kırsal alanda örgütlenme önemlidir. Bu ise, tabandan gelen istek ve gereksinimlerle olabilecektir. Bu açıklamalardan hareketle, “tarımda ve kırsal alanda neden örgütlenme” ve de “neden kooperatif biçiminde örgütlenme” sorusunun yanıtı özetle şu biçimde verilebilir; 

Özellikle küçük işletmelerin çıkarlarını korumak, Verimliliğin ve kalitenin arttırılması için gereken girdileri ve teknolojileri sağlamak,  Elde edilen ürünleri gerçek değeri üzerinden daha rahat pazarlayabilmek, Kaynakları etkin kullanmak, Tarımdaki yenilikleri ve gelişmeleri takip edebilmek ve kullanabilmek, Kamuoyu yaratmak ve ortak çıkarlar doğrultusunda politik baskı grubu oluşturmak, Demokratik  karar alma sürecini hızlandırmak, Dezavantajlı grupların temel gereksinimlere ulaşmasını sağlamak, Örgütlenme gereksiniminin tabandan gelmesine özen göstermek,  Kırsal alanın ekonomi içindeki etkinliğini arttırmak,  Tarım ürünleri üreticisinin/kırsal alanda yaşayanların gelir ve yaşam düzeyini yükseltmek, ve Kalkınma sürecine katkıda bulunmak. 

İşte, bu gereklilikler kalkınma stratejilerinde örgütlenmenin önemini ve gereğini ortaya koymaktadır.  Aksi durumdaki yapılanmalar daha çok yardım almaya, hazır kaynak kullanmaya dayalı olmakta ve sürdürülebilirliği söz konusu olmamaktadır.” dedi.

Yıldız, “Sonsöz olarak; kırsal kalkınma sadece ekonomik veya tarımsal büyümeyi hedefleyen bir anlayışta olmamalıdır. Tarım dışı ekonomiyi canlandıracak, tüm toplum kesimlerini kapsayacak, kurumsal gelişmeleri hızlandıracak, sosyal farklılıkları en aza indirecek kırsal kalkınma politikaları ve uygulamaları tüm uluslararası kuruluşların benimsediği yaklaşımlar haline gelmiştir. Bu süreçte sosyo-ekonomik dışlanmışlığı ortadan kaldırma, karar alma süreçlerine katılımı sağlama, bireyin ve toplumun saygınlığını on plana çıkarma, yerel teknoloji ve bilgilere önem verme, yoksullara en azından geçimlik iş olanakları sağlama, yerel örgütlenmelere-kooperatifleşmeye katkıda bulunma, bütüncül yaklaşımları dikkate alma ve cinsiyet dengeli kalkınmayı benimseme kırsal kalkınmayı kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı faktörler olacaktır.

2. Türkiye Demokrasi Forumu sonuç bildirgesi açıklandı.

2. Türkiye Demokrasi Forumu’nda, Demokrasinin ”Dünyayı ileri götürme” çabası olarak tanımlandığını ve demokrasinin derinleşmesi ve kalkınmanın yaygınlaşması farklı açılardan tartışıldığını ifade eden Prof. Dr. Ekşi, dile getirilen başlıca görüşlerin ve önerilerin kamuoyu ile paylaşılmasına karar verildiğini söyledi.

Forumda tartışılan, öne çıkan görüş ve önerilerden bazıları şu şekilde sıralandı:

“ • Demokrasinin güçlenmesi kalkınma düzeyi ile de ilişkilidir. Kalkınmanın yerelden başlaması ve yerel kaynaklara dayanması gereklidir. İnsanların kararlara katıldığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, mağduriyetlere duyarlığın arttığı bir anlayışın ve ekolojik yaşamı korumayı önceleyen bir vatandaşlık kültürünün de bu yaklaşıma eşlik etmesi zorunlu görülmektedir.

• Türkiye’de, olumsuz koşullara karşın çok başarılı kırsal kalkınma projelerinin uygulandığı, kadınların katıldığı veya öncülük ettiği projelerin daha başarılı ve kalıcı olduğu anlaşılmaktadır. Kars’ın Boğatepe köyünden Solmaz Koçulu ile Emine Ömür’ün, Kilis’in Ravanda yöresinden Hatice Fellahoğlu ve Hayriye Öztürk’ün, Çanakkale’nin Nusratlı köyünden Süheyla Doğan Ünal’ın ve foruma katılamayan Bitlis’in Kavar vadisinden Hatice Kutlu ve Leyla Akbaş’ın anlattığı başarı öyküleri forumun duygusal ve en etkileyici bölümünü oluşturmuştur. Kadınlarımız diyor ki; ”Biz artık erkeğimizin arkasında değiliz, önüne de geçmeyeceğiz ama yanında olacağız!..”

• Yerel yönetimler yalnız politik katılım açısından değil yerel kalkınma açısından da önemlidir. Türkiye’de yerel yönetimlerin öncülük ettiği ve katılımcı bir yaklaşımla hayata geçirdiği başarılı yerel kalkınma örnekleri de vardır. Erzurum’dan Uzundere Belediye Başkanı M. Halis Özsoy’un kırsal turizme, Isparta’dan Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün’ün ise güle dayalı kalkınma modeli herkese örnek olacak niteliktedir.

• Kırsal ve yerel kalkınmanın gerçekleşmesi kamu kaynaklarına ve bunlara erişim kolaylığına da bağlıdır. Foruma, Toprak Reformu Genel Müdürlüğü’nün çok sayıda elemanının katılarak kalkınma fonları hakkında bilgi vermeleri ve deneyimlerini paylaşmaları oldukça olumlu bir gelişmedir. Buna karşılık çiftçilerin gerek merkezi gerek bölgesel kalkınma fonlarına ulaşması o kadar kolay değildir. Bunun başlıca nedeni, gerçekçi olmayan mevzuat ve bürokratik sınırlamalardır. Kamu yönetiminin yerel toplumla olan bağlarını güçlendirmesi gereklidir.

• Kamu kaynaklarından yerel hayata yapılan katkıların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Mevzuatın zorlukları yanında fonların cılızlığı da kaynaklara erişimi zorlaştırmakta ve hevesi düşürmektedir. Yerel girişimciler ve kuruluşlar kaynaklara erişim mevzuatının kolaylaştırılmasını ve fonların cazip hale getirilmesini talep etmektedir.

• Türkiye’de kırsalın ve tarımın kalkınması üreticilerin demokratik örgütlenmesinden geçmektedir. Bu amaca en uygun örgütün kooperatif olduğu bir dünya gerçeğidir. Üretimin planlanması ve artırılması, katma değer oluşturulması, katma değerin dengeli paylaşılması ve yatırıma dönüştürülmesi ile insanca yaşamanın asgari koşulu ancak kooperatifleşme ile sağlanabilir. Kırsal halkın baskı grubu oluşturabilmesi, itirazda bulunabilmesi ve sesini duyurabilmesi, karar süreçlerinde etkili olabilmesi de buna bağlıdır.

Türkiye’de, Burdur gibi her köyünde kooperatif olana iller olduğu gibi çok başarılı kooperatifler de vardır. Ancak genel olarak örgütlenme düzeyi düşüktür. Kooperatif sayısı fazla fakat ortak sayısı azdır. Kooperatiflerin giderek bürokratik kuruluşlara dönüştüğü izlenmektedir. Farklı yapılardaki üretici örgütlerinin varlığı da karmaşaya yol açmakta ve üreticiyi zayıf düşürmektedir.

Kooperatifleşme yalnız kırsal kalkınma için değil kırsalın demokrasiye katılması ve demokrasinin güçlenmesi için de gereklidir.

• Forumun ortaya koyduğu gerçeklerden biri de yerel kalkınma uygulamaları arasında yeterli bir iletişim bulunmadığıdır. Etkili bir iletişim ağı ile oluşan bilgi akışı ve dayanışma, bu çabaların katlanarak artmasını sağlayacaktır.

• Doğal kaynakların hızlı ve geri dönüşsüz tüketilmesi, buna bağlı iklim değişikliği ile ekolojik çöküntülerin yaşanması ve ekonomik kararsızlık; “geçiş kasabaları” ve “ekoköy” gibi dünya çapında yenilikçi modeller geliştirilmesine yol açtı. F. Schumacher’in 1973 yılında yazdığı “küçük güzeldir” kitabı ilham kaynağı oldu. Bu modeller esas olarak; kadın, erkek, genç, yaşlı herkesin katılımı ve yerel üretim ile kasabalarda yeniden diriliş sağlama arayışıdır. Fazla miktarda üretim yerine, yerelde çok sayıda insana iş yaratan nitelikli üretimle gidilmekte, yerel ürünlere katma değer yaratacak tasarımlar yapılmakta ve bunun için uzmanlar eğitim vermektedir. Göç nedeni ile köyleri boşalan ve tarım arazileri üretim dışı kalan Türkiye’de de bu yaklaşımların ve uygulamaların tartışılması gereklidir.

• Kent konseyleri yerel katılımı artırmanın en etkili araçlarından biridir. Çünkü kentteki paydaşların tümünü biraraya getirerek yerel yönetim kararlarına katılmayı sağlayan bir oluşumdur. Bu oluşumun belediye başkanı nezaretinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Seçime girerken “birlikte yönetme” vaadinde bulunmayan belediye başkanı yoktur. Ancak, Türkiye’deki 1397 belediyenin pek azında kent konseyi vardır. Dolayısı ile seçim öncesi bu vaadler havada kalmaktadır.

• Sivil toplum kuruluşları(STK), demokrasinin başlıca bileşenlerinden biridir. Başlıca işlevleri; kendi alanlarındaki sorunları keşfetmek, ortaya koymak, topluma yansıtmak ve karar süreçlerini etkilemektir. Ancak Türkiye’de STK’lar yurttaşların kanaatlerini ve yönetimin kararlarını beklenen düzeyde etkileyememektedir. STK’ların ilgili oldukları alanda aranan, merak edilen ve sözüne güvenilen kuruluşlara dönüşmesi Türkiye’de demokrasinin gelişmesi için kritik bir önem taşımaktadır”

Paylaş:

Yorum Bırak