31 Mart 2014: 11 Milyon Köylü -Pardon Mahalleli- Yeni Bir Döneme Girdi

363
0
Paylaş:

31 Mart 2014 tarihinden sonra 2012 yılında çıkan 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile köy ve beldeler mahallelere dönüştürülerek şehrin bir parçası haline getirildi.

29 Ocak 2014’te TÜİK’in yayımladığı nüfus verilerine göre son yasa ile birlikte 2012’de % 77,3 olan kentli nüfus oranı yasa ile 2013’te % 91,3’ e yükseltildi. Yani 17 milyonu aşan köylü nüfusu bir anda 6 milyona kadar düşürüldü. 

34 bin 434 olan köy sayısı 18 bin 214’e geriledi.

1,977 olan belde sayısı da 394’e düşürüldü.

Yeni yasayla birlikte 16 bin 220 köy ve 1,583 belde bir anda mahalle yapılarak büyükşehirlere bağlandı.

Böylece köy ve beldelerin tüzel kişiliğini ortadan kaldıracak ilk adım atılmış oldu. 

Türkiye’de bir anda kırsal nüfus oranının % 23’ten % 9’un altına düşürülmesinin etkileri rakamların ötesinde de olacak.

“Tarım ve Kırsal Alanların Geleceği Açısından Büyükşehir Yasası” başlığı ile hazırladığı raporda Büyükşehir Yasası ile ortaya çıkan endişelere dikkat çeken Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve gazetemiz yayın kurulu üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk’a göre büyükşehir yasası: 

“Tarım ve Kırsal Alanların Geleceği Açısından Büyükşehir Yasası” başlığı ile hazırladığı raporda Büyükşehir Yasası ile ortaya çıkan endişelere dikkat çeken A.Ü Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve gazetemiz yayın kurulu üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk’a göre büyükşehir yasası:

• Yeni rantlar yaratabilir.

• Meralar amaç dışı daha rahat kullanılabilir

• Doğal kaynaklar üzerinde baskı artabilir

• Kırdan kente yeni göç dalgası yaşanabilir.

• Süreçte sermaye için yeni ucuz işgücü ortaya çıkabilir.

• Kırsal araziler kentsel arsalara dönüşebilir.

• Kırsal bölge topraklarının imara açılması kaçınılmaz olabilir.

Yasa ile büyükşehir sınırlarına dâhil edilen köylerde vatandaş içme suyu, sulama suyu, atık su gideri, alt yapı yatırımları ve benzerleri için zamanla ‘bedel, katılım payı’ adı altında yeni harcama kalemleri ile karşılaşacak.

Söz konusu yasa ile birlikte köylü için ön plana çıkan kaygıların başında köy ve beldelerin bir parçası olan ahır, ağıl ve kümeslerin kaldırılması ve köylünün zaten gün geçtikçe uzaklaştığı hayvancılıktan koparılma endişesi yer alıyor. Yani, 30 Mart 2014 sonrası köylüler için hayvancılık daha da zor hale geleceğe benziyor. Çünkü üretim yapmak isteyenler, köylerin mahallelere dönüştürülmesi ile yerleşim alanlarının dışına çıkmak zorunda bırakılabilirler. 

Prof. Dr. Gülçubuk’a göre tarım ile geçimini sürdürmek isteyenlerin ise maliyetleri daha da artacak. Çünkü yasa ile büyükşehir sınırlarına dâhil edilen köylerde vatandaş içme suyu, sulama suyu, atık su gideri, alt yapı yatırımları ve benzerleri için zamanla ‘bedel, katılım payı’ adı altında yeni harcama kalemleri ile karşılaşacak.

Bahçedeki, tarladaki, yayladaki, meradaki su, ücrete tabi olacak. Geçiş süresi 5 yıl sonrası olarak belirlense de söz konusu giderler zaman içinde büyükşehir değerleri üzerinden belirlenecek. Yani köylü bir anda şehirli olacak ama şehir imkânlarından yararlanmadığı halde bunun maliyetine katlanmak zorunda kalacak. 

Kırdan kente göç dalgası ile karşılaşabiliriz.

Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, kırsalda hizmetlerin büyükşehir değerleri üzerinden belirlenmesinin ortaya çıkaracağı adaletsizliğe dikkat çekerek, “Zaten yoksulluk kırsalda kronikleşmiş, bu hizmet sunumu yaklaşımı ile daha da yüksek maliyetler ortaya çıkacak. Türkiye’de suyun % 75’inin tarımda kullanıldığı düşünülürse, çiftçi ve kırsaldaki aile ağır maliyetli bir yaşam ile karşılaşabilir. Bu durumda da yeni bir kırdan kente göç dalgası ile karşılaşabiliriz. Üreten, ürettiği ürünü zor şartlarda satarak kıt kanaat geçinen köylümüzü önümüzdeki yıllarda daha zor yıllar beklemektedir” uyarısında bulunuyor. 

Büyükşehir Yasası, İl Özel İdarelerinin tüzel kişiliğini de kaldırarak hizmet götürülmesi yükümlülüğünü de belediyelere veriyor.

Büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi (YİKM) adıyla bir kurum oluşturuluyor. Bakanlar Kurulu Kararı ile bu illere bağlı ilçe ve diğer illerde de YİKM kurulabilecek.

Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezinin sevk ve idaresi illerde valilik, ilçelerde ise kaymakamlık tarafından yerine getirilecek.

Jeotermal ve doğal mineralli sular ruhsatı, maden üretim faaliyetleri ve bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatı yetki ve görevleri valiliklere veriliyor. 

Prof. Dr. Gülçubuk’a göre bu durumda tarım toprakları üzerinde yeni bir baskı yaratma ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımının giderek artma riski var. Bu da beraberinde yeni çevre kirliliği risklerini getiriyor. 

2001-2010 yılları arasında tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına izin verilen toplam alanının 827 bin hektarı aştığı gerçeği endişeleri daha da artırıyor. Kırsal arazinin kentleşeceği, kentsel arazinin arsaya dönüştürüleceği ve daha sonra da arsaların imarlaştırılarak ne yazık ki rant alanı açılacağı kaygısı bulunuyor.

Paylaş:

Yorum Bırak