Aile Çiftçiliği Yılı Sonlanırken

37
0
Paylaş:

Aile Çiftçiliği Yılı Sonlanırken

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ilan edilen 2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı’nın son günlerine geldiğimizde,geçen bir yıllık süreçte bu konuda ne gibi çalışmalar yapıldı? Farkındalık yaratılabildi mi? Bundan sonra ne yapılacak?

2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı”, BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) önerisiyle 22 Kasım 2013 tarihinde Birleşmiş Milletler 66. Genel Kurulu’nda resmi olarak onaylanmıştı. Birleşmiş Milletler, açlık-yoksullukla mücadele ve doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir gıda güvencesinin sağlanması, kırdan-kente göçün azaltılması ve tarımsal üretim faaliyetlerinin devamlılığı açısından “Aile Çiftçiliği”nin öneminin vurgulanması amacıyla 2014 yılını “Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı” olarak ilan etmişti. 

İklim değişiklikleri, biyoçeşitlilikte azalmalar, gıda fiyatlarında dalgalanmalar, açlık ve yoksulluğun kronik küresel bir sorun haline dönüşmesi, artan enerji ve girdi maliyetleri, su kıtlığı, piyasa sistemlerinin oluşturduğu belirsizlikler ve daha birçok sorun en çok kendine yetmeye ve olanaklar ölçüsünde geçimlik düzeyde de olsa pazar için üretimde bulunmaya çalışan “aile çiftçiliğini” tehdit etmekte. Bu sorunlara çözüm bulmak ve küresel düzeyde konuya ilgi çekmek amacıyla “aile çiftçiliği” gündeme daha yoğun getirilmeye çalışıldı.  Bu bağlamda Ankara’da gerçekleşen Ulusal Aile Çiftçiliği Sempozyumunu ve ülkemizdeki Aile Çiftçiliğinin yaşamış olduğu sorunları; konunun uzmanları ve üretici örgütlerinin başkanları değerlendirdi.

Dr. Ayşegül Akın

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı

Öncelikle aile çiftçiliğinin ön plana çıkartılması, tekrar tartışmalara konu edilmesi adına önemli bir sempozyum olduğunu düşünüyorum. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) olarak, 2014 yılı Aile Çiftçiliği Yılı olarak ilan edildi. Dünya Gıda Günü’nün teması da bu yıl ‘Aile Çiftçiliği’ oldu. Tüm bir yıl boyunca bu konuyla ilgili çeşitli toplantılar ve etkinler gerçekleştirdik. Aile çiftçiliğinin durumunu geleceğini konuştuk. 

Bilindiği gibi BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) açlıkla mücadele eden bir kuruluş. Aile çiftçiliğinin sürdürülebilir gıda güvenliğine yapmış olduğu katkısı rakamlarla tespit edilmiş bir olgu. Dünyada 570 milyon çiftlik var ve bunun 500 milyonu aileler tarafından yönetiliyor. Böyle bir durum da da mevcut gıda üretiminin yüzde 80’ninde aile işletmeleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu rakamlar çerçevesinde aile çiftçiliğinin rolünün tartışılması, sorunlarının paylaşılması, çözüm önerilerinin oluşturulması ve bir yılın değerlendirilmesi açısından önemli bir sempozyum oluyor.

Aile çiftçiliğinin mevcut durumu, ona biçilen rolün Türkiye içerisinde tekrar ortaya konarak net olarak belirlenmesi ve bu sonuçların dünyadaki uygulanacak politikalara yansıtılabilmesi beklentisi içerisindeyiz. Çünkü aile işletmeleri gıda güvenliğinin sigortası.  O yüzden sürdürülebilirliliği çok önemli. Daha güçlü ve daha etkin hale getirilmesi hem üretim  hem de pazardaki rekabet etme gücü  ve aynı zamanda bilgiye kolay ulaşılması açısından daha iyi yapılandırılmaları gerekiyor. Bu konuyla ilgili neler yapılacağının bir yol haritasının çıkartılmasının ve her ince ayrıntının tartışılmasını bekliyorum. Bu sempozyumdan çıkacak olan verilerle, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın da bu yönde yapmış olduğu çalışmalarının birlikte değerlendirilmesiyle bir yol haritası çıkacak diye umuyorum.

Prof. Dr. A. Ali Koç 

Akdeniz Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi

BM tarafından 2014 yılının Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı olarak ilan edilmesini önemini vurgulayan; Tarım ekonomisi ve politikaları, gıda politikaları, gıda güvenliği, uluslararası gıda ticareti, tarımsal pazarlama, çevre ve yerel ekonomi kalkınma alanlarında çalışmalar yürüten Prof. Dr. A. Ali Koç, “Dünya da gıda üretiminin yüzde 80’den fazlasını, ülkemizde ise yüzde 85 civarında küçük aile işletmeleri, aile çiftçileri temin etmektedir. Aile çiftçiliği gıda güvenliğimizin teminatıdır. Tüm dünyada gıda güvencesi, yaşanan iklim değişikliği gibi çok büyük bir tehlike ve riskle karşı karşıyayız. İklim değişikliği hem küçük aile işletmelerini etkileyen bir unsur, hem de yaşanan iklim değişikliğine adaptasyon Son derece önemli. 

Çevrenin korunması, biyoçeşitliliğin korunması, çok olumsuz şartlara rağmen üretim faaliyetlerinin sürdürülmesi için aile çiftçiliğinin yaşatılarak, faaliyetlerinin sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Bunu gerçekleştirebilmek için alt yapıya, yeni bir bakış açısına, yeni politikalara ihtiyaç vardır. Bu anlamda önemli tüm paydaşların bir araya gelerek, uluslararası ve ulusal düzeyde de aile çiftçiliğinin tartışılması, önemli fonksiyonlarının ve potansiyellerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Paydaşların; gıda güvencesinin temini için, sürdürülebilir ve sosyal boyutlarıyla (göçün önlenmesi, istihdamın geliştirilmesi, bölgesel kalkınmanın, yerel kalkınmanın, kırsal kalkınmanın sağlanması, çevrenin korunması açışından) önemli bir fonksiyon olan aile çiftçiliğinin tartışılması ve gündemde tutulmasını anlamlı buluyorum.

Aile işletmeciliği bizim en önemli ilgi alanlarımızı oluşturuyor. Tarım ve gıda arz zinciri yeniden yapılanıyor. Özellikle perakende aşamasında çok ciddi bir yoğunlaşma var. Az sayıda firma pazarın satışlarının büyük bir bölümünü elinde tutuyor. Gıda imalat aşamasında hızlı bir konstelasyon ve yoğunlaşma var. Tabi bu durum arz zincirindeki pazarlık gücünü değiştiriyor. Özellikle gıda temin eden küçük örgütsüz işletmeler büyük sanayiciler ve perakendecilerin monopson gücüyle karşı karşıyalar. Diğer taraftan biz tüketiciler tekel gücü uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Bizler çeşitli akademik ortamlarda sunduğumuz bildirilerle farklı paydaşların konuya dikkatini çekiyoruz. Türkiye Rekabet Kurumu bu anlamda perakende sektöründeki gelişmeyi yakın takip altına aldı. Bu arada monopson uygulamaları tekelci davranışları uyumlu eylemler var mı, yok mu? Bunları değerlendirmeye ve izlemeye aldı. Bizim açımızdan küçük işletmeler ve özellikle de küçük tarım işletmeleri-aile işletmelerinin gıda arz zincirinden dışlanmasını önlemek, onların sektöre dâhil olmasını teşvik etmek ve bu alanda çözümler üreterek çalışmalar yapmak sağladığımız katkılardır.

Cafer Yüksel

Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı 

Dünyadaki sanayi ve ticaret çevrelerinin aile çiftçiliğini ve kooperatiflerinin önemini küçümseyen süreçin bitmiş olduğu değerlendirmesinde bulunan Türkiye Ormancılık Kooperatif Merkez Birliği Genel Başkanı Cafer Yüksel, “BM 2014 Yılını Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı olarak ilan etti. Dünya da olduğu gibi ülkemizde de bu anlamda çeşitli etkinlikler, farkındalık yaratma çabaları ve bu yılın gereği Aile Çiftçiliği’nin öneminin altı çizildi. Ve aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliği için arayışlar, çözüm önerileri ortaya kondu. Ulusal Aile Çiftçiliği Sempozyumu uygulayıcılarımız, akademisyenlerimiz, en küçük biriminden en üst düzeyine ve kooperatiflerimize kadar, kamu görevlilerinin de burada bulunması bu anlamıyla çok önemli bir nitelik arz etmiştir.

Bugün en yoksulundan en zenginine kadar tüm ülkelerde aile tarımı sanayi ve ticaret sektörünün en büyük güvencesidir. 500 milyondan fazla aile geçimini aile çiftçiliğinden kazanmaktadır. Aile çiftçiliğinin sosyal ve ekonomik önemi son yıllarda daha da ön plana çıkmıştır. 21 yüzyılda daha da artan sosyo ekonomik sorunların çözümü aile çiftçiliğinin desteklenmesine yönelik politikalar dünya gündeminde yeniden ele alınmaya başlamış, 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı ile başlayan farkındalık süreci 2014 Uluslararası Aile çiftçiliği Yılı ile daha anlamlı hale gelmiştir. Dünyadaki sanayi ve ticaret çevrelerinin aile çiftçiliğini ve kooperatiflerinin önemini küçümseyen süreç bitmiş, ortak çalışma görüşü ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bazı ülkelerde bu yönde dikkat çekici adımlar atılmıştır. Sonuçta dünya ve insanlık gelecek için önemli değerleri yeniden kazandı.” dedi.

Mehmet Varol

Köy Koop- Hay Koop Denizli Birlik Başkanı 

Öncelikle şunu söylemek lazım. Biz aile çiftçisiyiz. Eşim, oğlum ve gelinim hep birlikte çalışıyoruz. Ben kendim aile çiftçisiyim ve orta ölçekli bir aile işletmesini yürütüyorum. Burada yeterli bir arazi ve bu arazide ürettiğimiz ürünlerle tarım ve hayvancılık yapıyoruz. İşletmemizde biz aile olarak çalışıyoruz. . Tabi ki aile çiftçiliği çok çok önemsediğimiz bir olay. Sevdiğimiz için değil yaşam biçimimiz olduğu için yapıyoruz. 

Genel olarak dünayaya bakıldığında gıda üretimi ve tüketimi süreçleri içinde yer alan her şey yıldan yıla artan biçimde küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlerin egemenliği altına giriyor. Bu şirketler gıda ve beslenme konusunda tarladan sofraya uzanan sürecin her aşamasına hakim olmak istiyorlar. Bu nedenle FAO’nun almış olduğu 2014 Aile Çiftçiliği Yılı kararını çok olumlu buluyorum. Sempozyumda bu konuyla ilgili değerlendirmelerimizi yapıyoruz.

Bugün Türkiye’de mevcut işletmelerimizin yüzde 93’ü küçük aile işletmeleri ise bu büyük bir çoğunluk demektir. Bu ciddi çoğunluğu dikkate almak adına önemli bir gelişme dikkate alınmasını istiyoruz ve önemsiyoruz.

Aile çiftçiliği işletmelerin tamamı küçük. Küçük işletmeler üretim hacimleri çok düşük ve çok ciddi sıkıntılarla yaşıyorlar. Girdi temininden tutunda ürünlerin pazarlanması ve planlama konusunda sıkıntıları var. Piyasalar da söz sahibi olabilme açısından çok büyük sıkıntıları var. İşte bu sıkıntıların çözülebilmesi için de mutlaka küçük aile işletmeleri ciddi örgütlerin çatısı altında toplanmalı, örgütlenmeli ve bu örgütlenme biçimi mutlaka kooperatifçilik olmalı. Kooperatifleri Aile Çiftçiliğinin temeli olarak görüyorum. Çünkü, biyolojik çeşitliliğin ve sağlıklı beslenmenin, gıda güvenliğinin, sürdürülebilir kırsal kalkınmanın sağlamasını sağlayacak yapı taşı olarak kooperatifçiliği görüyorum.

Biz Denizli’de aile işletmelerini kooperatiflerin çatısı altında birleştirerek, an azından küçücük olan o işletmelerin güçlü hale getirmeye çalıştık, çalışıyoruz. Getirebildik mi?  Hayır. Ancak bir yerlerden başlamış olmak önemliydi. Biz bunu başlattık.

Üretmiş olduğu ürünlerin, hayvancılıkta genellikle de etin ve sütün değerlendirilmesi konusunda kooperatifler ve kooperatif üst birliklerin aracılığıyla pazarlama organizasyonlarını gerçekleştirdik. 

Bunu yapınca ne oldu? Neleri başarmış olduk? En azından piyasada fiyat istikrarına katkı sağlayarak, kooperatif ortaklarımızın kazançlarında az da olsa bir yükselmesini sağladık. Girdi maliyetlerini ise kooperatiflerimizin organizasyonu ile toptan alımlarımızla ve dağıtım ağımızla ortaklarımızın üzerindeki yükü hafifletmeye çalışıyoruz.

Denizlide 2013 yılında ilk defa uygulamasını başlattığımız küçük aile işletmelerinde süt kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla bir proje başlattık. Bu projemiz halen devam etmekte. Mevcut var olan ürünlerimizin kalitesini yükselterek kooperatif ortağımızın daha fazla kazanabilmesine çalışıyoruz.

Ankara’da gerçekleşen  ve 14 oturumda 71 bildirinin sunulduğu “Ulusal Aile Çiftçiliği Sempozyumu”nda ortaya çıkan temel tartışma alanları ve öneriler şunlar oldu;

• Aile çiftçiliği Türkiye için vazgeçilmez üretim ve gelir-geçim alanıdır.

• İnsanlığın ve tüm canlıların geleceği ve gereksinimleri için aile çiftçiliği önemlidir.

• Biyoçeşitliliğin korunmasında aile çiftçiliği önemli misyonlar üstenmektedir.

• Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımında aile çiftçiliği önemli rol oynamaktadır.

• Aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliği için örgütlenme şart olup burada “kooperatifçilik” temelli örgütlenme önem taşımaktadır.

• Karar vericiler aile çiftçiliği konusunda daha rasyonel, sürdürülebilir politikalar izlemek durumundadır.

• Endüstriyel tarım aile çiftçiliğini tehdit etmektedir. Bunun için küçük çiftçilerin özellikle pazarlama temelli örgütlenmeleri gereklilik göstermektedir.

• Sanayi, enerji, turizm politikaları ve yatırımları aile çiftçiliğinin ve tarımı tehdit etmektedir.

• Aile çiftçiliği ile uğraşanların eğitim-yayım, örgütlenme, kredi ve yerinde kalkınma konularında desteğe gereksinimleri vardır.

• Aile çiftçiliği ürünlerinin pazarlanması ve değerlendirilmesi için yerel yönetimlerle işbirliği önem taşımakta ve bu konuda üretici örgütleri ve özellikle de Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne önemli roller düşmektedir.

• Tarımda kayıt dışı çalışma koşulları ortadan kaldırılmalıdır.

• Mevsimlik tarım işçiliği Türkiye’ni önemli bir sorunu olup, sorunun çözümü için tarafların bir araya gelip izlenebilir, denetlenebilir stratejiler geliştirmesi gerekmektedir.

• Kırsalda alanda, tarımda alt ve üstyapı hizmetlerinin niteliğine yönelik yatırımlara daha fazla ağırlık verilmelidir.

• Kadınlara ve gençlere yönelik özel istihdam, kredi sistemlerine geçilmelidir.

• Tarımdan kopan her nüfus diğer sektörlerde çok daha zor ve ucuz koşullarda iş bulabilmektedir. Bu bazen maden kazalarında görüldüğü gibi ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir. Bunun için aile çiftçiliğinin yaşatılması önemlidir.

• Büyükşehir Yasası’nın tarım ve kırsal yaşa üzerinde getireceği etkiler iyi analiz edilmeli ve özellikle aile çiftçiliği ile uğraşanların çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirici uygulamalara gidilmesi gereklilik göstermektedir.

• Aile çiftçiliği Türkiye’nin vaz geçilmez gerçeğidir. Aile çiftçiliğinin sürdürebilirliği daha fazla gündemde yer almalıdır.

Paylaş:

Yorum Bırak