Büyükşehir Yasası, Büyük Dengesizliklere Neden Oluyor, Olmaya da Devam Edecek

786
0
Paylaş:

24 Kasım 2015 tarihinde Ankara Barosu Eğitim Merkezi (ABEM) Konferans Salonu’nda gerçekleşen panelde “Yeni Büyükşehir Yasasının Getirdiği Sorunlar ve Çözüm Önerileri” masaya yatırıldı. Yaklaşık 600 belde belediyesi ile 16,082 köy ve 30 ilde: il özel idaresi ve İl Genel Meclislerinin tüzel kişilik ilk mahalli idareler seçiminden sonra kaldırılıyor.Ankara Üniveristesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Bülent GÜLÇUBUK yaptığı konuşmada; Büyükşehir yasası ile  Büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi (YİKM) adıyla bir kurum oluşturulacağını,  Bakanlar Kurulu kararı ile bu illere bağlı ilçeler ve diğer illerde de Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi kurulabileceğini. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezinin sevk ve idaresi illerde valilik, ilçelerde ise kaymakamlar tarafından yerine getirileceğini belirtti. GÜLÇUBUK, önceden Büyükşehir dışında ilçe belediyelerine %2.85 olan genel bütçeden katkının, yeni yasa ile %1.5’e indirileceğini, Büyükşehir belediyelerine önceden %2.5 olan katkının yeni yasada %4.5 olacağını söyledi.  Bedel Katılım PayıYeni yasayla birlikte olacakların altını çizen GÜLÇUBUK; Büyükşehir sınırlarına dahil edilen ve mahalle statüsüne dönüştürülen köylerde yaşayanlar; içme suyu, atık su gideri, alt yapı yatırımları ve benzerleri için zamanla ‘bedel, katılım payı’ adı veya benzeri adlarla yeni harcama kalemleri ile karşılaşacakları gibi, bu giderleri metropol alandaki fiyatlar düzeyine ulaşarak gittikçe daha ağır maliyetli bir yaşama mahkum olacağını, Yasa ile yalnızca Büyükşehir Belediyesi olan illerde değil, diğer illerde de 559 belediyenin nüfusun 2000’in altına düşmesi nedeniyle kapatıldığını belirterek “yalnızca nüfus kriterini esas alan bir düzenlemenin hizmetin yerelden sağlanması ve toplumun kararlara katılması açısından büyük dengesizliklere neden olacaktır”, dedi. Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK, konuşmasında, Yasada kırsalın geleceği açısından tehdit oluşturan maddeleri şu biçimde sıraladı; • “(7) 3213 sayılı Kanuna göre maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin yetki ve görevler, il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür. • Madde 7; “Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilirler.”• Madde 16; 5393 sayılı Kanunun 12’nci maddesine aşağıdaki fıkra eklendiğini, “Mevzuatla orman köyleri ve orman köylüsüne tanınan hak, sorumluluk ve imtiyazlar orman köyü iken, mahalleye dönüşen yerler için devam eder. Bir belediye katılarak mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25/02/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam eder.” • 1’inci maddeye göre; tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir.• Kanunun 3 nücü maddesine göre; ilçe belediyeleri veya ilçe belediyelerinin talep etmeleri hâlinde büyükşehir belediyeleri tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüşen köylerde yapılacak ticari amaç taşımayan yapılar için yürürlükteki imar mevzuatı doğrultusunda yörenin geleneksel, kültürel ve mimari özelliklerine uygun tip mimari projeler yapar veya yaptırır.• Kanunun 11 nci maddesine göre; “İmar mevzuatı uyarınca belediyelerin otoparkla ilgili olarak elde ettikleri gelirler tahsil tarihinden itibaren 45 gün içinde büyükşehir belediyesine aktarılır. Büyükşehir belediyeleri bu geliri tasdikli plan ve beş yıllık imar programına göre hazırlanan kamulaştırma projesi karşılığında otopark tesisi için gerekli arsa alımları ile bölge ve genel otoparkların inşasında kullanır. Bu gelirler bu fıkrada belirtilen amaç dışında kullanılamaz.”• Bu Kanunla mahalleye dönüşen köylerde; entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı yapılardaki işletmeler ile bu yerlerde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, fırın, kahve, lokanta, pansiyon, tanıtım ve teşhir büfeleri, yerleşim yeri halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatifler işletme ruhsatı almış sayılır.• Bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret 5 yıl süreyle en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirlenir.” AB Ekonomisi ve Kırsal Alanlar Genel anlamda AB ekonomisi için kırsal alanlar ve tarım sektörünün özel anlam ve daha fazla önem taşıdığına değinen GÜLÇUBUK;2013 AB Ortak Tarım Politikası Reformunun Kırsal Kalkınmaya Olası Yansımalarında AB Ülkelerinde;• Toplam yüzölçümün %92’ sini kırsal alanların oluşturduğunu,• Toplam nüfusun %55’i kırsalda,• Toplam istihdamda %53’lük bölümü kırsalda,• Gayri safi katma değer üretiminde ise %45’lik pay kırsal alanlardaki sektörlerde gerçekleşmekte,• Toplam istihdamın %8.3’üne karşılık gelen yaklaşık 15 milyon istihdam ile toplam gayri safi AB hasılasının %4,4’ünü tarım ve gıda sektörleri oluşturduğunu belirtti. Yani, AB kırsala daha fazla anlam ve önem yüklerken bizde kırsal alanlar elden çıkartılmaktadır. GÜLÇUBUK, Yasa ile olacak tehditler ve çözüm önerilerini anlattı. Tehditler;• Büyükşehir Belediyesi olgusu, merkezi politikaların en küçük birimlere kadar yayılması ile yerel düzeyde etkili bir araç konumuna gelmiştir.•İl Özel İdaresine ait gayrimenkullerin dağıtılması, beraberinde yereldeki farklılıkları göz ardı eden bir düzenlemeyi getiriyor.• Kent-Kır ayrımını ortadan kaldıran yasa ile genişleyen belediyenin hizmet alanının büyük bir kısmını, yerleşim bölgesi olmayan, tarım arazileri, meralar, orman alanları ve ekolojik hassasiyeti bulunan bölgeler oluşturacaktır.• Kırın planlaması, temel olarak tarımsal üretimin planlamasını da beraberinde taşıması gerektiği için imar mevzuatı ve planlama pratiği yetersiz ve belirsiz kalacaktır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, belediyenin planlama yetkisi olan ve tarımsal faaliyet yürüten arazilerde nasıl etkin olacağının tartışılması ve geliştirilmesi gereklidir.•Yasa, üretim için kullanılması gereken verimli tarım arazilerinin, kentsel alan kapsamına alınıp arsaya dönüştürülmesinin yolunu açmıştır.• Yasa ile tüzel kişiliği sona eren köylerde rantçıların gözünü diktiği kıyı alanları ve meralar, tüzel kişilikler tarafından korunamayacağı için “amaç dışı kullanıma” açılacak ve böylece doğal varlıklar ve kır yaşamı, ekosistem dengesi gözetilmeksizin tahribata uğrayacaktır.• Yasa ile Türkiye’de yeni bir göç dalgası oluşacaktır. Üretim kaynakları sınırlanan, yaşam biçimine müdahale edilen kırsaldaki yurttaş kentlerde daha zor koşullarda yaşamaya, iş bulmaya ve barınmaya zorlanacaktır. İmece geleneği yok olacak yerine, parasal hizmet karşılığı yer alacaktır. Köy bütünlüğü yok olacaktır.• Yasa, yönetimin tek elde toplanmasını sağlayan, yereldeki farklılıkları görmeyen, özgünlüklerini göz ardı eden bir düzenlemeyi getiriyor. Kırsal yaşamın kendine özgü niteliklerini, değerlerini aşındırıyor.• Yasa ile köylere yönelik yürütülecek hizmetler kentin öncelikleri içinde geri planda kalacaktır.• Sulama hizmetleri Belediye tekeline giriyor.• Yasa ile toprak artık sermaye birikim aracı haline gelmiştir. Ama bu kırdaki için değil kırın kaynaklarını ranta çevirmek isteyenler için geçerlidir. Çözüm önerileri;Halk Öncelikli Bir Büyükşehir Belediyesi Ne Yapmalı? • Çiftçiler açısından gelecekte ortaya çıkacak en önemli sorun sulama ve su ücretlendirilmesi olacak. Bu konuda belediyeler suyu kademeli ücretlendirebilir. Yani evsel su, endüstriyel su, tarımsal amaçlı su biçiminde bir ücretlendirmeye giderek, çiftçiden minimum maliyet üzerinden sulama bedeli alabilir.• Suyun etkin ve verimli kullanımı konusunda yerel yönetimler çalışmalar yaparsa bu çiftçiye katkı olarak yansır.• Yerel yönetimler öncelikle kırsalın, kırsaldakinin taşınmazına kesinlikle müdahale etmeyecek ve bunu ranta çevirecek düzenlemelere girişmemelidir. Yani; kapatılan daha doğrusu mahalleye dönüştürülen köy ve kasabalardaki ortak mülkiyete, taşınmazlara, mera, çayır vb. unsurlara belediyelerin karışmayacağı ve bunları halkın kullanımına bırakılacağı ve yasanın getireceği hakları kötüye, yerelin çıkarlarına ters biçimde kullanılmayacağı konusunda taahhütte bulunmalıdır.• Çiftçiye, küçük üreticiye maliyeti düşürecek katkılarda bulunabilir. Kooperatifler desteklenebilir.•Kentteki sosyal olanakları, sosyal yaşam alanını kırsal alana da taşıyabilir.• Kırsaldaki, tarımdaki gençler için eğitim-yayım programları, tarım dışı istihdam alanları oluşturabilir.• Kırsalda üretilen ürünlerin katma değerini artırıcı girişimlerde bulunabilir. Paketleme ve pazarlama gibi.• Kırsala altyapı hizmetlerinin düzenli götürülmesi sağlanabilir.•Taşıma, nakliye işlemlerinde katkıda bulunulabilir.• Kırsal turizm faaliyetlerinde özellikle kadın ve gençlere yönelik projeler geliştirilebilir.• Kırsalda belediyelerin alıcısı olduğu süs bitkileri, dış mekan bitkileri vb. üretimi sağlanabilir, bunların alıcısı belediye olabilir.• Belediye kendi tükettiği ürünleri kırsaldan temin edebilir, böylece üreticiye katkıda bulunabilir.• Belediyeler çiftçilerin, küçük üreticilerin, kadınların ürünlerini satabilecekleri, değerlendirebilecekleri satış alanları, pazar yerleri oluşturabilir.• Kente ucuz ulaşım olanakları artırılabilir.• Kentteki sosyal faaliyetlere kırdakilerin katılımı için organizasyonlar yapılabilir..

Paylaş:

Yorum Bırak