Köy-Koop 17. Olağan Genel Kurulu Yapıldı

1122
0
Paylaş:

Köy-Koop 17. Olağan Genel Kurulu Yapıldı

Köy-Koop 2014 yılı faaliyet dönemine ilişkin 17. Olağan Genel Kurulu, 25 Temmuz 2015 Cumartesi günü Ankara’da gerçekleşti. Genel Kurul’da yapılan seçimlerde genel başkanlığa Yakup Yıldız yeniden seçildi.

Genel Kurul’a; Merkez Birliğine bağlı birlik temsilcileri, Türkiye Milli Kooperatifler Genel Başkanı Muammer Niksarlı, Köy-Koop geçmiş dönem Genel Başkanlarından Hadi İlbaş, Ahmet Altun ve Cevdet Kocaman, GTB Kooperatifçilik Genel Müdürü Arif Sami Seymenoğlu, Türkiye Orman Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Cafer Yüksel, GTHB Kontroler Başkan Yardımcısı Ercan Aktaş, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Teşkilatlanma Daire Başkanlığı’ndan Ziya Okumuşoğlu, Dr. Erhan Ekmen, DGRV Türkiye Temsilciliği Koordinatörü İfakat Gürkan ve Atakan Gülsoy, Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Görevlisi S. Sedat Akgöz, Trakya Üniversitesi’nden Yrd. Doç.Dr. Nilüfer Serinilkli, Gazeteci Tuncer Beybağ, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve basın mensupları katıldı. 

Ankara Plaza Otel Toplantı Salonunda gerçekleşen 17. Genel Kurul’da Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı M. Barış Aydın, Divan Kurulu’nu oluşturarak toplantıyı açtı. Genel Kurul’da; Divan Başkanlığını Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Niksarlı, Divan Başkan Vekilliğini, Köy-Koop Kastamonu Birlik Başkanı Erol Akar, Katip Üyeliklerini; Köy-Koop Denizli Birlik Başkanı Mehmet Varol, Köy-Koop İzmir Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Neftun Soyer, Oy tasnifçiliğini, Köy-Koop Zonguldak Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dursun Öztürk ve Köy-Koop Aksaray Birlik Başkanı Kadir Yayar yaptı. 

Merkez Birliğimiz, kurulduğu 1971 yılından bu güne kadar tarımın kalkınmasında her zaman ön planda yer almıştır. 

Köy-Koop’un kuruluşundan bugüne kadar, tüm baskılara rağmen prensiplerinden ödün vermediğini vurgulayan Köy-Koop Genel Başkanı Yakup Yıldız, “Ülkemizdeki kooperatif örgütlerinin genel durumuna bakıldığında, Merkez Birliğimize ortak olan birliklerin ve bağlı kooperatiflerin ülkemiz kooperatifçiliğini bugüne taşıyan kuruluşlar olduğu görülecektir. Merkez birliğimiz, ülkemizdeki en köklü kooperatif örgütlerinden birisidir.” dedi.

Tarımın kalkınması kooperatifler sayesinde olacaktır.

Yıldız, “2006 yılında çıkan 5488 Sayılı Tarım Yasası’nda, GSMH’dan tarıma ayrılan pay yüzde 1 olması gerekirden, bugüne kadar ne yazık ki, bu oran yüzde 0.5’i geçmedi. Dileğimiz bundan sonraki gelecek hükümetlerde, hangi siyasi görüş iktidar olursa olsun, GSMH’dan tarım ve hayvancılığa ayrılan pay en az yüzde 1 olmalıdır.” dedi. 

Sütte Dengeli Fiyat Belirlenmeli

Türkiye’de uzun süredir kırmızı et fiyatını ve besilik hayvan ithalatını konuştuğunu oysa asıl sorunun çiğ sütte yaşandığını, 2014 Haziran ayından bugüne  kadar köylünün üretmiş olduğu süt ve ürünlerinde herhangi bir fiyat artışının söz konusu olmadığını belirten Yıldız, “Sütü üretenler olarak fiyatı belirleyemiyoruz. Bu nedenle çiğ sütün fiyatı 1 yıldır aynı. Kooperatif ortaklarımız, üreticilerimiz  zor koşullara rağmen üretmeye devam ediyorlar. Peki, sanayici bir yıldır ürünlerine zam yapmıyorlar mı? Fiyat ayarı yapmıyorlar mı? Yakın tarihte Ulusal Süt Konseyi toplantısı olacak, dileğim bu toplantıda kooperatif ortaklarımıza, üreticilerimize hem de sanayicimize, girdi maliyetlerimiz de göz önüne alınarak  dengeli bir süt fiyatı belirlenir.” diye konuştu.

İthalat çözüm mü?

Et fiyatlarının yükselmesiyle hayvanların kesime verildiğini, bunun peşinden de hayvan ithalatının  yapıldığını, 2008 yılında yaşanan krizin de çiğ sütle başladığına dikkat çeken Yakup Yıldız, “Çiğ süt fiyatının düşürülmesiyle  yaşanan kriz 1 milyonun üzerinde hayvanımızın kesilmesine neden oldu. Bu da kasaplık, besilik ve kurbanlık hayvan hatta karkas et ithalatının önünü açtı. Hayvancılığa verilen desteklemeler ve krediler ithalata gitti. Bugün çiğ süt fiyatında yine büyük sorunlar var ve bu da önümüzdeki dönemde yaşayabileceğimiz bir krize yol açabilir. İthalat çözüm mü? Yaşananlar ithalatın çözüm olmadığı gerçeğini ortaya çıkartmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldız, Genel Kurul’da, 2014 yılı faaliyetleri konusunda, örgütlenmede yaşanılan sıkınıtlardan ve önümüzdeki süreçte yapılacak olan çalışmalar hakkında bilgi aktardı.

Kooperatifçiliğimiz Güçlenirse Üretimiz de Artar

Köy-Koop’un  1980 yılı öncesinde Türkiye’nin en etkili  kuruluşları arasında yer aldığını belirten, Köy-Koop eski genel başkanlarından Ahmet Altun, tarımda kendi dönemlerini ve bugün gelinen noktayı ifade ederken, “Dönemimizde Antalya ve Ege Bölgesi hariç, sadece Çukurova’da 1 milyon 340 bin ton pamuk üretiliyordu. GAP Projesi devreye girdiği zaman da bu rakam  4,5-5 milyon ton pamuk üretilecekti. Fakat bugün geldiğimiz nokta da pamuk üretimi, Çukurova’da üretilen 1,320 milyon ton pamuğun da altındadır. 

Ayçiçeği üretimine baktığımız zaman 1980 yılında 2 milyon 300 bin ton üretim varken, bugün 700 bin ton civarında üretimimiz var.

2002 yılında kırmızı mercimek 440 bin ton üretilirken, bugün 81 bin tona gerilemiştir. Yeşil mercimek 112 bin ton’dan, 20 bin tona gerilemiştir.

Köy-Koop olarak 1980 öncesi sadece Hindistan Kooperatifler Birliğine 40 bin ton ihracat yapıyorduk. Kars Birliğimiz 18-25 bin ton canlı hayvan ihracatı gerçekleştiriyordu. Kurban Bayramı’da Güneydoğu’dan Suudi Arabistan’a 500 bin ile 1 milyon canlı hayvan ihrac ediyorduk. Bugün kurbanlıklarımızı dışardan ithal eder hale geldik. 

Yaş meyve ve sebzeye gelince, sadece Sovyetler Birliği’ne 80 bin ton narenciye ihraç ediyorduk.

Tüm bunlar kooperatifçiliğin güçlendiği ölçüde üretimin artığının göstergesidir. Bugün geldiğimiz noktada pancar üretimi yüzde 90 lara varan düşüş yaşamaktadır. Çünkü 100 dekar tarlası olan bir çiftçi, sadece 30 dönümünün bedelini tohuma ödemek zorunda kalmıştır. 

Türkiye’de bugün üretici köylülerin üretmiş oldukları ürünler, üretici ile tüketici arasında 1980 öncesi gibi bağ kurulamadığı için, tüketicinin ödediği her 100 krş tan, 32 krş’u üreticiye, 68 krş’u aracıya gitmektedir. Yaş meyve ve sebzede bu oran yüzde 85’lere kadar çıkmaktadır.

Dünya fındık üretiminin yüzde 70’i Türkiye’de üretilmesine karşı, bugün fındık borsası 1 kg dahi fındık üretmeyen Almanya Hamburg’da dır. 

Tüm bu sorunların üstesinden gelebilmek için kooperatifçiliği geliştirip, yaygınlaştırmalıyız. Eğer bu hareketi geliştiremezsek, sıkıntılı dönemleri yaşayacağımızı unutmayalım. Bugün Türkiye’de üreticinin girdi maliyetleri çok yüksek, bundan dolay binlerce çiftçi tarımdan uzaklaşmaktadır. Sadece kooperatifler çatısı altında örgütlenerek tarımımızın geliştirebiliriz.” diye konuştu.

Kooperatifçiliği bir elin nesi var, iki elin sesi var olarak değerlendiren Köy-Koop kurucularından eski Genel Başkan Hadi İlbaş, “Dünyada kooperatifler din, dil, parti gözetmeksizin biraraya geldikleri için başarılı olmuşlardır. Fakat bugün ülkemizde gelinen nokta da kooperatifin başında bulunan yöneticilerin tarım ve kooperatifçilikle ilgisi olmayan kişilerin olması durumda, o kooperatifin ayakta kalıp, başarıya ulaşması mümkün değildir. Bu bana şunu hatırlattı, uçsuz bucaksız ve verimli toprakları olan Ukrayna ve Rusya gibi ülkelerde, partilerin kooperatiflerin üzerinde baskı kurmalı sonucu kendileri tarımsal ürünlerini başka ülkelerden ithal etmek zorunda kaldılar. Bu tutum bu ülkelerde kooperatiçiliğin bitmesine neden olmuştur. 

ICA, Köy-Koop’u en genç ve en dinamik kooperatif seçmişti. Köy-Koop üretim açısından ve yapısından dolayı devlet içinde güçlü ve söz sahibiyidi. 

Türkiye’de Merkez Birliğinden ayrılan il birliklerinin bir araya gelerek, yeni başka bir merkez birliği oluşturmaları, bölünme ve parçalanmalara sebep olmaktadır. Devlet de buna müsade ediyor. Bu durum ülkemizdeki kooperatifçiliğin bitmesi ve çökmesi demektir.” diye konuştu.

Köy-Koop önceki dönem genel başkanlarından Cevdet Kocaman ise, “Ne yazık ki, 12 Eylül adımları yaklaştığında Köy-Koop başarılı gitmiyordu. Çok ileriye giden bir kuruluş içerisinde görev yapmadım. Elimizde bir banka, gümrüklerden çekilmesi gereken bir sürü traktör, traktör paralarını yatırmış, traktörünü alamamış bir sürü insan ve 185 tane Türkiye’nin en yüksek sözleşmesini yapmış sendikalı çalışan vardı. Onlar Türkiye’nin önde gelen akademisleri, önde gelen kooperatifçileri idi. Hiçbirinin kıdem tazminatını ödemedik. Bu yaşananlardan ders almamız gerekiyordu. Fakat yeterince alamadık. 80 sonrası, kuruluş yöneticisi olduğumuz için hepimiz tutuklandık, sürgünde yaşadık, onlardan biri de benim. 10 yıl sürgün yaşamım oldu. Çıktığımız nokta kooperatifçilik hareketi ve Türkiye’nin tarımsal sorunları olduğu için gittiğimiz ülkelerde de aynı konulara değindik, aynı araştırmaları yaptık.

Ekonomik olarak dünya kooperatifçiliğine baktığımızda Türkiye kooperatifçiliğini çok başarısız ve bu anlamda çok çok gerilediğimiz, yönetici ve ideolojik anlamda siyasal anlamda katılımcı açısından baktığımızda da gerideyiz. Şimdi bütün bunların bir nedeni olması gerekiyor. Nedenlerin bilindikten sonra çözüm yollarını ortaya kaymamız lazım. Ben 80 sonrası arkadaşlarımızla çalıştığımız dönemde, adım atar gibi olduk ama bir adım iki adım gerilere düştük. Şimdi bu geleneği inançla tabi bir yaşamın bir parçasına uygun düştüğü ölçüde devam ettiren kooperatifçi arkadaşlarımıza, bizim eski yaptıklarımızın hiçbir faydası yok. Ama gerçekte bir yaşam var. Kooperatif aracını nasıl kullanıyoruz, yaşamımıza ne katması gerekiyor. Başarılı bulduğum Köy-Koop’un dergilerini devam ettirmeleri düşünce planında, biz ve akademik çevreleri bilgilendirme imkanı oluyor. Ama sadece bilgilendirme yetmiyor. Hayata sıcak bir dokunuş da gerekiyor.

Siz ne düşünüyorsunuz dediğinizde; hakikaten bu işin bir reçetesi yok. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, burada mücadelesini veren hala da fiilen devam eden arkadaşlarımız da var. Ve onları gerçekten çok taktirle karşılıyorum.

“Türkiye’de kooperatifçiliğin ekonomiye katkısının azalması, Türkiye’ de refah seviyesinin azalmasının nedenlerinden biridir. Ama bu olaya sadece ideolojik bakan Köy-Koop’un isminden dahi korkan, çok geri düşünceli insanlar hala idrak edemiyorlar. Çünkü biz sadece insanların, daha iyi yaşayabilmesi, daha mutlu olabilmesi ve küçük üreticinin bulunduğu yerde yaşama şansını artırabilmesi iç göçlerin ortadan kalkması konusunda kooperatifçilik hareketinde kendi mesleklerimiz, kendi geleceklerimiz olmasına rağmen yaşamımızı verdik. Ancak bu kadar sonuç alabildik. Eski iki değerli başkan ilk sıçrama noktasında çok büyük katkıları oldu. Biz de çok iyi günlerini gördük, söyediğim gibi zorluklarını da gördük. Umarım bundan sonra daha gerçek, sizin yaşamınızı daha güzelleştirecek bir kooperatif yaşamını temenni ederim.” dedi. 

Türkiye’de bugün kooperatifçiliğin dağınıklılığının, parçalanmışlığın ve bir araya gelememenin sebebi devlet değil, ağırlıklı olarak biziz diyen Türkiye Orman Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Cafer Yüksel, “1980’de lağv edilen, faaliyetleri men edilen o koskoca örgütümüzün, sahipsizlik içerisindeticaret sicilden kaydını sildiler, iflasını istediler. Sendikalar ve siyasi partilerin mal varlıkları tekrar iade edilmesine rağmen, sahipsiz bırakılan Köy-Koop’un bütün mal varlıklarına el konulumuştu. Köy-Koop’un 1998 yılına kadar hiçbir şekilde yeniden örgütlenmesine müsade edilmedi. Ama bu arada birçok kooperatif kuruluşu oldu. Merkez birliği oluşturamadık. Burada parçalanmışlık en büyük sorun olarak ortaya kondu. Or-Koop 1997 yılında kuruldu. Köy-Koop ise 1998 yılında kuruldu. Eğer Köy-Koop daha önce kurulmuş olsaydı. Şuanda Or-Koop olmayacaktı.” diye konuştu.

Cafer Yüksel, kooperatiflerin yapılanmasına değinerek, geçmiş yıllarda 4 Merkez Birliği’nin bir araya gelerek, tek bir çatı altında toplanması için karar aldığını, ama tüm çalışmalara rağmen birleşmenin gerçekleşemediğini belirterek, şuan dahil eğer böyle bir birleşmenin söz konusu olması halinde, birleşmek için ellerinden ne gerekiyorsa yapacaklarını vurguladı.

Gümürük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürü Arif Sami Seymenoğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı kooperatiflerimizin genel kurullarında olmaktan memnuniyetin duyduğunu, fırsat buldukça bu etkinliklere katlacaklarını ifade etti. 

Kooperatifçilikle ilgili 3 Bakanlık ve diğer ilgili temsilcilerle hep birlikte 2008 yılında bir çalışma başlattık. 2008 yılında bir komisyon kurduk. İlgili tüm bakanlıklar bu komisyonda yer aldı. Ayrıca merkez birlikleri de katkı sağladılar. 

Hepimiz bir araya geldik. Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı (TÜKOSEP) 2008-2012 yani 4 yıllık bir çalışma yapılarak 7 ana stratejik hedefi belirledik. Onun altında 36 eylem oluşturduk. Kooperatifçilik sektörü olarak bu eylemleri gerçek manasıyla yerine getirebilirsek bir nebze de olsa sorunlara çözüm getirebileceğiz. 

Hepimizin Taşın altına elimizi koymamız gerekiyor

Seymenoğlu, “Milli Kooperatifler Birliği ve Bakanlık olarak hepimizin TÜKOSEP faaliyetlerini gerçekleştirmek için taşın altına elimizi koymamız gerekiyor. TÜKOSEP’in, benim çok önem verdiğim Kamu teşkilatlandırılması, yeniden yapılandırılacaktır, başlıklı bir maddesi var. Teşkilatlanma derken sadece 3 Bakanlığımızı mı kastediyor? Hayır. Kooperatif üst örgütlerinin de bu teşkilatlanmaya dahil ediyor. Hala çatı örgütlenmesini tamamlamamış bir ülkeyiz. Milli Kooperatifler Birliği ortağı olmayan birçok birlik ve kooperatifler var. Neden hala çatı örgütlenmeyi tamamlamadık? Burada TÜKOSEP bize yol gösteriyor. Bu genel kurulda sevinerek görüyorum ki, Köy-Koop ile Or-Koop’un birleşme, bir araya gelme  iradesi oluştu. Güzel bir gelişme, umarım iyi bir sonuca ulaşır. Belki diğer kooperatiflerimize de örnek teşkil eder.” dedi.

Bu parçalı yapıyı gidermek adına ne yapıyoruz?

Seymenoğlu, “Dünyada Almanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore gibi başarılı olmuş ülke kooperatiflerini sayarken, dünya görüşlerimiz, siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun, özünde bir kooperatifin çatısı altında, farklı siyasal görüşleri barındıramadığımız ölçüde bizim başarılı olma şansımız yoktur. Asıl meselenin özünde bence birbirine katlanma, birbirini kabul etme vardır. Eğer farklılıklarımızı kabul edemiyorsak, ortak doğruları nasıl bulacağız. Bu yüzden ben değil, biz demeliyiz. Zaten demokraside bu değil midir?” şeklinde konuştu.

“Çok amaçlı kooperatifçiliği çok önemsiyorum ve destekliyorum”

Konuşmasında örgütlenme sorunlarına değinen Seymenoğlu, “Aynı kooperatif çatısı altında, çocuk bakım hizmeti, yaşlı bakım hizmeti ve tarımsal ürün alma hizmeti verebilmeliyiz. Dünyada bunun örnekleri de var. Eğer bizler bir araya gelemez isek, bu parçalı yapı önümüzde hep engel olarak kalacaktır. Bu yapıyı sonlandırmak sizlerin elindedir. Çok amaçlı kooperatifçiği çok önemsiyor ve destekliyorum. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nde değişiklikler için birçok sektör temsilcileriyle bir araya gelerek kırka yakın toplantı yaptık. Ortaya bir taslak çıkardık. Kimimiz bundan memnun olabilir ya da olmayabilir. 1163’ü yasa olarak çıkarma yetkisi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda dır. Karşınızda tek siyasi otorite olarak, bu konuda sizden gerçek anlamda desteklerinizi bekliyorum.” dedi.

Genel Kurul’da gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından gerçekleşen seçimlerde, Yönetim Kurulu: Yakup Yıldız, M. Barış Aydın, Recai Paçin, Bayram Cura ve Mehmet Sever, Denetim Kurulu: Mahmut Tümay, Ahmet Köseoğlu ve Hüseyin Simav’dan oluştu.

Paylaş:

Yorum Bırak