Kuraklık, Su Sorunları ve Su Kanunu Taslağı Tartışıldı

779
0
Paylaş:

Kuraklık, Su Sorunları ve Su Kanunu Taslağı Tartışıldı

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO)  Başkanı Baran Bozoğlu, Kuraklık ve Su Kanunu Taslağı Çalıştayı’nda, ‘Yolun medeniyet olduğunu kabul ediyoruz ancak bir kentteki kanalizasyon sistemi de medeniyetin göstergesi’ dedi.

Türkiye’de yaşanan kuraklık ve henüz meclise gönderilmeyen Su kanunu Taslağı’nın tartışıldığı, bakanlık temsilcileri ve akademisyenlerin katıldığı çalıştayda  ÇMO Başkanı Bozoğlu, ülkemizin su fakiri ülkeler statüsünde bulunduğunu, Bafa, Tuz, Meke, Burdur ve Sapanca göllerinde kuralık sorunu yaşandığını belirterek, ‘Her yıl üç Van Gölü büyüklüğünde bir alanda su kaybı yaşanıyor’ dedi.  Türkiye nüfusunun yüzde 17‘sine içme ve kullanma suyu hizmeti sağlanamadığını söyleyen Bozoğlu şöyle devam etti:

‘Nüfusumuzun yüzde 22‘sine kanalizasyon hizmeti verilmemektedir. Yol medeniyettir kabul ediyoruz ancak kanalizasyon da medeniyet göstergesidir. Fransa Kralı II. Henry, bundan beş yüz yıl önce ülkesinde lağım kanunu çıkartmak için uğraşmış. Biz bu yüzyılda, birçok yerde atık suları çağdaş koşullarda toplayamıyor ya fosseptik çukurlarına ya da daha da uygun olmayan koşularda konutlardan uzaklaştırıyoruz.’

Bozoğlu sözlerini, ‘Su havzalarını koruyamıyoruz, atık sularda sorun yaşıyoruz. Su kirliliği giderek büyüyen bir sorun. Bugün bütün bu sorunlar tartışılacak, çözümler ortaya konulacak. Hazırlanan Su Kanunu için de bir çerçeve oluşturulacak umarız’  diyerek tamamladı.

Odalara ideolojik derseniz bilimden sapmış olursunuz

Çalıştayda söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de bilimin önemine vurgu yaparak, ‘Elbette bilime önem vereceğiz. Bilim siyasilerin önünde olacak.  Odaları ideolojik olarak nitelemeyeceğiz. ÇMO bir açıklama yaptığında ideolojik derseniz bilimi takip etmediğinizi gösterirsiniz’ dedi.

Başka illerde de benzer sorunların yaşandığını bildiğini ancak Ankara milletvekili olarak bu kentle ilgili konuşacağını belirten Gök şöyle devam etti:

‘Ankara aslında geçmişte su kaynakları bakımından en zengin kentlerdendi. Ankara’nın semtlerinin adını hatırlayacak olursak; Çayyolu, Keklik pınarı, İncesu, Kavaklıdere, Dikmen deresi vb gibi dere ve çay isimleri. Ancak biz kenti imara açarak dereleri kuruttuk. Şimdi de su bulmaya çalışıyoruz.  Ben geçen hafta Ankara’nın derelerini geri istediğimi belirten soru önergesi verdim.

Ankara’nın kuraklık sorunu yaşadığı sekiz yıl önce,  DSİ’ye Işıklı-Gerede suyu önerisi götürmüştüm ama alelacele Kesikköprü’den su getirilmeye çalışıldı. Ancak bugün görülüyor ki, bu çok işe yaramadı. Ankaralılar ciddi su problemleri yaşıyor. Elimde belgeler var. Ankara’da bin 500- iki bin yerden su numunesi alınması gerekiyor ancak bu yapılmıyor. Bir yıldır numune alınan yere uğranmadığını biliyoruz. Ayrıca numuneleri inceleyen laboratuvar ehil mi? Biz Sayın Gökçek’e Oda temsilcilerinin de bulunduğu bir ekiple istediği yerlerden gidip numune alma teklifi sunduk. Ancak hala cevap gelmedi.’

Türkiye’de kadına bile afet demişiz, ama  kuraklık afet sayılmıyor!

Çalıştaya, Kuraklık Risk Yönetimi sunumu ile katılan Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu, su kıtlığını iklim değişikliğine bağlamanın kolaycılık olduğu eleştirisini yaparak, ‘İklim değişikliğine kim neden oluyor’ diye sordu. Kuraklığın Türkiye’de ’ciddi bir sorun olduğunu ama afet olarak sayılmadığını belirten Kadıoğlu, ‘Türkiye’de kadınları afet sayıyoruz ama kuraklığı afet olarak kabul etmiyoruz’ diyerek espriyle karışık eleştiride bulundu.

1 Ekim’in dünyada su yılının başlangıcı olduğunu, Türkiye’de de tıpkı bütçe döneminde olduğu gibi bu tarihte konunun ele alınmasını gerektiğini söyleyen Mikdat Kadıoğlu şöyle devam etti:

‘Kuraklık Türkiye’de politik bir konu gibi. Oysa teknik ve bilimsel olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Yani bir kesim kuraklık var derken bir başka taraf hayır yok demeyecek.  Türkiye’nin en kurak bölgesine en çok su isteyen şeker pancarı ekmişiz. Uganda dahi iklim değişikliğine karşı koruma planı hazırlayıp kuraklık riski olan bölgeleri koruma altına almış. Türkiye’de de 1 Ekim su tarihinde, tıpkı mali bütçe döneminde olduğu gibi su bütçesi yapılıp bunun izlenmesi gerekiyor.  Türkiye, tarihten bu yana kuraklık nedeniyle yok olmuş devletlerin mezarlığıdır. Bunu unutmamalıyız.’

ÇMO’nun düzenlediği, haftasonu Ankara’da gerçekleştirilen çalıştayda  Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Karaaslan  Su Kanunu Taslağı,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Recep Akdeniz   Çevre ve Atık Su Yönetimi, Ankara Üniversitesi’nden Prof.Dr. Tayfun Çınar  Su Politikası ve Ülke Örnekleri,  Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetim Merkezi Direktörü A. Cihat Kahraman Yerel Yönetimlerin Kuraklığa Bakışı ve Selçuk Üniversitesi’nden  Dr. Selim Doğan Konya Kapalı Havzası Örneğinde Türkiye Yağış Trendi ve Kuraklık Durumu  konularında konuştu.

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Selim Sanin başkanlığında yürütülen çalıştay, katılımcıların sorularının yanıtlanması ile sona erdi.

Paylaş:

Yorum Bırak