Or-Koop 17. Olağan Genel Kurulunu Gerçekleştirdi

829
0
Paylaş:

Or-Koop 17. Olağan Genel Kurulunu Gerçekleştirdi

Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliğinin 17. Genel Kurulu 18 Temmuz 2014 tarihinde Ankara Swiss Otel’de gerçekleştirildi. 

Genel Kurul’a Or-Koop Merkez Birliğine bağlı Bölge Birlikleri ve birim kooperatiflerden delegeler, Yönetim Kurulu Üyeleri ve temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve basın mensupları katıldı.

Genel Kurul’da Or-Koop’un kuruluşundan bu güne yaptığı çalışmaları anlatan bir kısa film gösterimi gerçekleşti. Duygulu anların yaşandığı  bir atmofserde açılış konuşmasını gerçekleştiren, Türkiye Ormancılık Kooperatifleri (Or-Koop) Genel Başkanı Cafer Yüksel, “Birçoğunuzun yakinen içinde bulunduğu, beraber olduğumuz bu süreçlerde, direncimde, kararlılığımda en ufak bir zafiyetim olmadı. Bu günlere nasıl geldiğimizi birçoğumuz biliyor. En zor günlerimizde ağlamadım, güçlüklerin karşısında boyun eğmedim. Bugün yaptığımız işlerin karşısında duygulanıyorum. Yaşadığımız tüm sorunların üstesinden bugüne kadar geldik, bugünde, gelecekte de bu zorlukları yenecek güçte olacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

Genel Kurul’da bir konuşma yapan Tarım Orman-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş, “Adına yeni dünya düzeni denen, aslında; sermayenin küreselleşmesi, dünyayı sermayenin kendi çıkarlarına uygun yapılaştıran bir olgudur. Neoliberalizm özünde vahşi kapitalizmin tam kendisi olup, dünyayı kendi çıkarları adına şekillendirme projesi adı altında, dünya emek örgütlerine ve emekçilerine yeni yıkım politikaları uygulanıyor. Bu politikalar ne yazık ki Avrupa’ya baktığımızda bizde daha acımasız ve can alıcı şekilde yansıyor. Özellikle son 12 yıldır ülkemizi yöneten siyasal iktidar, ‘kraldan daha çok kralcı’ mantığıyla, çalışma yaşamına yönelik düzenlemeleri emekçilerin, çalışanların aleyhine, sermayenin lehine düzenliyor. Bunu yaparken de çalışma yaşamını güvencesiz hale getiren, emeği yok sayan ve taşeron sistemini bu alana yaygınlaştıran politikalarını acımasızca yürütüyor. Bu politikalardan en çok nasibini alan ormancılık sektörüdür. Dünyada iş güvenliği yasa tasarılarına paralel olarak, ülkemizde İş Güvenliği ve İş Sağlığı Yasası’nın kapsamı ne yazık ki, orman köylülerini kapsam dışında bırakmıştır. Yıllarda bu alanda güvencesizliği hep birlikte yaşıyoruz.” dedi.

Sayıları 20 binin üzerinde orman köylerinin, orman içi ve bitişiğinde yaşayan yurttaşlarımızın yaşadığı sıkıntı ve sorunlarının çok önemli olduğunu, bu sorunların kökenine inmek gerktiğini vurgulayan, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Demirtaş yaptığı konuşmasında, “Bugünkü iktidar 12 yıl önce iktidara geldiğinde ‘devlet ormancılığından, millet ormancılığına geçeceğiz’ diye bir slogan ortaya atmıştı. Ve bu gerçekleşti. Yapılan bütün hukuksal düzenlemeler, yönetmelikler tümüyle ormancılık sektöründe çalışan orman emekçilerinin yoksullaştırılması, işsizleştirilmesi sürecini doğurdu. Dikili satış orman emekçilerinin daha az iş bulmaları anlamına geliyor. Bunu yaygınlaştırmakla övünen bir ormancılık yönetimiyle karşı karşıyayız. 18 Nisan’da yapılan iki yönetmelik değişikliğiyle, ormanlarımızın önemli bir bölümü uluslararası konsorsiyumun, ‘yap, işlet, devret’ modeliyle ormanlarda yapacağı karayolu, demiryolu gibi işlerini ücretsiz hale getirdi. Buralardan çıkacak pasaların da başka bir ormanı çöplük haline getirmeyi öngören düzenlemeler getirdi.” diye konuştu. 

Demirtaş, “Görüyorsunuz ki, ormanlarımız sadece sermayenin ve sadece ormanlardan para kazanmak üzere örgütlenmiş sermayenin daha fazla para kazanmasını öngören bir yaklaşımla hukuksal düzenlemeler yapılıyor. Anayasa’nın 169 ve 197. maddesine, 6831 Sayılı Orman Yasası’na karşı hileli yollar düşünülüyor. Bu günlerde Meclis’te olan Torba Yasa’ya ormancılık ile ilgili bir madde eklendi. Ormanlarda, milli parklarda ve benzeri yerlerde temeli, bodrum katı ve çatısı hariç, 2 kat yapı yapmaya ve bunları özel kişilere yaptırmaya yetki veriliyor. Bunu yaptıracak olan kurullarda, ormancılıkla ilgili kamu kuruluşları değil; belediyeler ve özel idareler. Burada yapılacak işlerde, orman içinde ve bitişiğinde yaşayan orman köylüsünün, ormancılıkla ilgili işlerde devre dışı bırakıldığı, bunun yerine özelleştirilerek, müteahhitlere, sermaye kesimlerine verilecek işler. Bu imar işlemlerinin yapılmasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı dışlanıyor. Yerine Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilendiriliyor. Ormanlarımız büyük yıkım içerisinde.  Dünyanın en büyük havaalanını yapıyoruz dedikleri yer, orman. Kayıtlarda buralar orman gözükürken, dört tane fidan diktikleri zaman da, ormanı artırdım diyecekler. Böyle bir yanılsamayla, böyle sanal bir ortamla karşı karşıyayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni Kooperatifler Yasası, kooperatifçilik kültürü dikkate alınmadan, şirket kültürü ve gözlüğüyle hazırlandı. 

Genel Kurul’da, ülkemizde ve dünyada kooperatiflerin yaşadığı son gelişmeler hakkında bilgi aktaran, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı yaptığı konuşmasında, “Yeni Kooperatifler Yasası, kooperatifçilik kültürü dikkate alınmadan, şirket kültürü ve gözlüğüyle hazırlandı. Bu durumu çözemiyoruz. Bunun suçu günahı bizim, demek ki biz kendimizi anlatamadık, anlatamıyoruz. Şirket ile kooperatif arasındaki farkı anlatamıyoruz ki, karşımıza böyle bir ucube çıkıyor. Türkiye’nin bir sorunu olarak bunu söylüyorum. Bizim bilgimiz yetersiz de durmadan dışarıdan uzman getiriyoruz. Kooperatifler Stratejisini yazacağız, nasıl yazacağız? Uzman getiriyoruz, kooperatifler yasasını yazacağız, nasıl yazalım? 1969 yılından bu yana en sıradan bir insan bile uzmanlaştı bu konuda. Hepimiz uzmanlaştık, iyi kötü dünyayı öğrenmeye başladık. Bu konularda fazla soracağımız bir soru yok. Keşke soracağımız sorulardan bir sonuç çıkarabilseydik. Gezdiklerimizden, gördüklerimizden, çağırdıklarımızdan bir sonuç çıkartabilseydik.” dedi.

Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı’nın tüm sektörlerden görüş alınarak, 7 ana hedef ve 36 eylem belirlediklerini söyleyen, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı Arif Sami Seymenoğlu “Bu eylemlerin büyük bir bölümünü faaliyete geçirdik. Bu eylemler üzerindeki faaliyetlerimiz devam edecek. Çünkü Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı 5 yıllık bir süreci kapsamaktadır.” dedi.

Strateji Belgesi’nin neleri öngördüğünü kısa başlıklar altında bir değerlendirmesini yapan Seymenoğlu, “Bakanlık olarak kooperatiflerde parçalı bir yapının olduğunu görüyoruz. Yapı kooperatifleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, tarımsal kooperatifler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na, diğer kooperatifler ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın çatısı altında, denetime, kuruluşa ve izlemeye tabiler. Ülkemizde genel olarak baktığımızda kooperatiflerin imajı biraz alt seviyelerde. Öncelikle halletmemiz gereken bu imaj sorunu. En başta kooperatifçilikte görev alan insanların, biz ne kadar ortak hareket etme kültürüne sahibiz. Kooperatifimize ne kadar sahip çıkıyoruz. Genel kurullarda kendi çıkarımız doğrultusunda mı oy kullanıyoruz, yoksa kooperatifçiliğin olmazsa olmazları doğrultusunda mı?. Ben birincisinin daha ağırlıklı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Strateji Belgesinde çok amaçlı kooperatifçiliği önerdikleri bilgisini de veren Seymenoğlu, “Az kooperatif, çok amaçlı, çok işlevsel kooperatif” diye konuştu.

Konukların konuşmalarının ardından Gündem maddeleri karara bağlanarak dilek ve temennilerle Genel Kurul sonlandı.

Paylaş:

Yorum Bırak