“Tarımda Orta Gelir Tuzağı Var mı?”

767
0
Paylaş:

Tarımsal Öğretimin Başlangıcının 168 inci Yıldönümü nedeniyle TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası`nca (ZMO), düzenlenen “Stratejik Tarım Alanlarımız: Fırsatlar ve Tehditler” konulu Sempozyum, 15 Ocak 2014 tarihinde Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi`nde gerçekleşti.

Sempozyumda; Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi ve ZMO Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK, “Tarımda Orta Gelir Tuzağı var mı?” başlıklı özel sunuda ülkemiz tarımıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ekonominin geldiği noktada orta sınıf tuzağına nasıl gelindiğini ve bunun çiftçileri, ülkemiz tarımını nasıl etkilediğini anlatan GÜLÇUBUK, tarımın genel durumu, tarımda orta gelir tuzağı, tarımda yoksulluk, insani gelişim verileri, çıkış noktaları konuları üzerinde durdu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre; Dünyanın 7. Büyük tarım ekonomisi, AB’nin 1. Büyük tarım ekonomisi, Dünya’nın 16. Büyük ekonomisi olduğumuzu, bu rakamlara bakıldığı zaman bizim daha refah düzeyi yüksek ülkeler standardında yaşamamız gerektiğini belirten GÜLÇUBUK, kırsala çıkıldığında, tarımla uğraşanlara bakıldığında çok farklı bir görüntünün ortaya çıktığını belirterek, büyüme yani nicel göstergelerin tarımda, kırsalda refah göstergelerine, nitel değerlendirmelere yansımadığını ifade etti. 

Tarımdaki nicel göstergelere karşılık bazı veriler üzerinde duran Gülçubuk, çok farklı dinamiklerin ve sonuçların ortaya çıktığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu;

• Son 10 yılda ülkemizde tarım yapılan alanların %25’i terk edildi.

• Son 10 yılda 2,5 milyon insan tarımdan koptu.

• Birleşmiş Milletler insani gelişim verilerinde Türkiye 90. Sırada,

• Tarımda kişi başına düşen gelir 3,500 dolar,

• IMF verilerine göre kişi başına düşen milli gelir açısından Türkiye 63. Sırada,

• Ekonometre’ye göre Dünya’da 93. Sırada,

• Kadınlar “Ekonomik katılım ve fırsatlar alanında” Dünyada 134 ülke arasında 129. Sırada,

• Kişi başına kırmızı et tüketimi 9-10 kg/yıl (AB’nde 20-62 kg/yıl, ABD’de 70 kg/yıl).

Burada ortaya çıkan en çarpıcı sonuç,  “son 10 yılda 2,5 milyon insan tarımdan kopuyor. AB’nin 1. Tarım ekonomisi olan bir ülkede bu kadar nüfusun tarımdan kopması normal mi? Veya neden tarımdan vazgeçiliyor?

BM’nin insani gelişme endeksinde Türkiye dünyada 90. sırada. Buna karşılık büyüme göstergeleri açısından yani makro ekonomi açısından 16. sıradadır. İnsani gelişme göstergeleri açısından, tabana dayalı kalkınma göstergeleri açısından 90. Sıradayız ama dünyanın 16. Büyük ekonomisine sahibiz. Demek ki büyüme herkese yaramıyor, tarım ile uğraşanlara ise refah getirmiyor. Zira veriler hesaplandığında tarımda kişi başına düşen gelir 3.500 dolar. Yani, orta gelir grubunun da çok altında bir rakamdayız. 

Tarım hangi gelir grubunda?

Dünya açlık haritasına göre Türkiye’ nin % 25-49 arasındaki gruba (yetersiz beslenen nüfus oranı) dâhil olduğunu anlatan GÜLÇUBUK, Dünyanın 16. büyük ekonomisi ve AB’nin 1. büyük tarım ülkesiysek, niçin AB’ndeki hiçbir ülke bu gurubun içerisinde yer almıyor. Demek ki, büyüklük bazı verilere kaynaklık edemiyor, bazı sorunları gideremiyor. Türkiye’de yıllardır kişi başına düşen yıllık 10.000 dolar civarında sıkışan bir gelir yapısı var. Türkiye’nin biran önce bu tuzaktan çıkması gerekiyor ki, ekonomik krizlere karşı dirençli bir yapı oluşsun. Çünkü bir ülkede orta gelir grubu en dinamik ve en üretken grubu oluşturur. Bu grubun risk altında olması ülkede her zaman risk barındırır. 

Peki, niçin orta gelir tuzağına sıkışıp kalıyoruz?

Eğitim, bilgi, AR-GE, sosyal harcamalarda kısıt, kalkınma yerine salt büyüme yaklaşımı, sektörel eşitsizlikler, bölgesel eşitsizlikler vd. buna zemin hazırlamaktadır.

Orta Gelir Tuzağı Nedir?

Genel olarak Orta Gelir Tuzağı şu biçimde ifade edilir; Kişi başına düşen gelir düzeyinde belli bir sınıra gelmiş ülkelerin, bu gelir bandında sıkışıp kalmaları ve üst gelir düzeyine geçememeleridir.  Türkiye 1955 yılından 2005 yılına kadar olan dönemde düşük orta gelir tuzağında yer almış, ancak 50 yıl sonra yüksek orta gelir düzeyine gelmiştir. Türkiye bu hali ile 50 yılda dünyada 108.sıradan 93. sıraya gelmiş ve 50 yıl boyunca bu grupta kalan 3-4 ülkeden biri olmuştur. 

Orta gelirin ölçüsü nedir?

Orta gelir ölçüsü hakkında bilgi veren GÜLÇUBUK; Dünya Bankasının kişi başına gelir hesabı bu konuda esas oluşturmakta ve 2012 yılı Dünya Kalkınma Raporuna göre;

• Düşük gelirli ekonomilerde kişi başına yıllık ortalama gelir, 1.005 doların altında, 

• Orta gelir ekonomilerde 1,006-12,2275 dolar arası olup, bu kendi içinde iki gruba ayrılmaktadır. Alt orta gelir ekonomilerde 1,006-3,975 dolar aralığında, Üst orta gelir ekonomilerde 3,976-12,275 dolar aralığında, 

• Yüksek gelirli ekonomilerde ise 12,276 dolar olarak belirlenmiştir.

2012 yılında ABD’de kişi başına düşen GSYH ortalaması 49,802 dolar iken, Türkiye’de 10,457 dolar. Yani Türkiye’de kişi başına düşen gelir, Amerika’nın %21’i. İşte bu orta gelir göstergesi olarak kabul ediliyor. 2007 tarihinde bu oran %19, 2007-2012 yılları arasında %19-21 arasında sıkışmış. Yani Türkiye orta gelir tuzağı dediğimiz bu rakamlar arasında yer almış, bu rakamlar arasında sıkışıp kalma durumunda ekonomi riske giriyor ve krizler yaşanıyor. Aslında Türkiye’nin bugünlerde yaşadığı ekonomik darboğaz tam da buna işaret ediyor. 

Tarımda durum nasıl?

Tarımın GSYH’ daki payı %8 yani 62 milyar dolar. Yaklaşık 18 milyon tarım nüfusumuz var. 62 milyar doları 18 milyona böldüğümüzde yıllık 3500, aylık 290 dolar etmektedir.

ABD’de tarımda kişi başına gelir 32,800 dolar. Eğer tarımdaki orta gelir grubunu bu değerin %20’si olarak kabul etsek, ülkemizde tarım ile uğraşan orta gelir grubunun yıllık yaklaşık 6,500 dolar gelire sahip olması gerekirdi. Oysa bizde ortalama gelir tarımda 3,500 dolar. Yani ne üst gelir ne de orta gelir var. Alt gelir grubunda tarıma ve yaşama tutunmaya çalışan bir tarım nüfusumuz var, kırsal yaşam düzeyimiz var. Genelde bazen şöyle bir söylem ortaya çıkar; bizde tarım nüfusu fazla olduğu için kişi başına düşen gelir az. Peki tarım nüfusunu kentlere çektiğimiz zaman bunlara tarımdan daha fazla gelir getirecek istihdam alanları yaratabiliyor muyuz? Türkiye dünyadaki gelir dağılımı açısından en bozuk ülkelerden birisi. TÜİK raporlarına göre 2012 yılında nüfusun %16’dan fazlası yoksulluk sınırı altında, %59’u maddi yoksunluk içerisinde, Türkiye’de her dört çocuktan birisi maddi yoksunluk içerisinde. Demek ki sorun tarımsal nüfusun fazlalığı değil ekonomideki genel durum, genel göstergeler ve büyümenin tabana yansımamasıdır. 

Türkiye’de 27 kent yoksulluk içerisinde

Türkiye’de orta gelir tuzağı riskinde olan 40 şehir, yoksulluk düzeyinde olan “Orta-düşük gelir grubunda” 27 şehir, “Orta gelir tuzağı” riski olmayan 14 şehir bulunmaktadır. Yani, şehirlerimizin çoğu ekonomik risk altında. 

Orta gelir tuzağından kurtulmak için aracın Eğitim ve AR-GE yatırımlarının önemli araçlardan olduğunu belirten GÜLÇUBUK, TUSİAD’ın 2011 yılında yaptığı araştırmasına göre; Eğitim yapısı bozuk ve eğitim yılı 6.5 yıl. Bu rakam Meksika’da 8.7, Rusya’da 8.8, İtalya’da 9.7, Polonya’da 10, Güney Kore’de 11.6, Almanya’da 12.7’dir. Türkiye’de 15-34 yaş arası nüfusta lise mezunu oranı %41, üniversiteyi bitirmişlerin oranı ise %16.6’dır. Her iki kategoride de Türkiye 34 OECD ülkesi arasında 33. Sırada geliyor. Dünya Ekonomik Forumu araştırmasına katılan yöneticiler Türkiye’deki işletme okullarını kalite bakımından 142 ülke arasında 110. Sıraya koyuyor. Orta öğrenimde okullaşma oranında 93. sıradayız, eğitim sistemi kalitesinde 94. sıradayız. AR-GE harcamaları açısından duruma bakacak olursak; ABD’de AR-GE ‘ye ayrılan pay milli gelirin % 2,67’si, Japonya’da % 3,12’si, AB ülkelerinde ise ortalama % 1,83’dür. Türkiye’de AR-GE ‘ye ayrılan pay % 0,85 yani kişi başına 100 dolar. Eğitim ve AR-GE açısından değerlendirme yapacak olursak dünyada pek de iyi bir yerde değiliz. Bu veriler orta gelir tuzağından çıkmamızı zorlaştırıyor ve de daha zorlaştıracak. 

GÜLÇUBUK, içinde bulunulan süreç ile bağlantılı olarak tarımı bekleyen riskler, çiftçi borçları, TÜİK 2011 yılı yoksulluk çalışması, kırsalda yoksulluk, gıda güvencesi ve beslenme ve çözüm önerileri hakkında değerlendirme yaptı. 

Tarımsal Destekler;

Tarımsal destekler 2002-2011 yılları arasında 11 kat artmış, hayvancılık desteklemeleri 26 kat artmıştır. 26 kat artan bir hayvancılık desteklemesi varsa, hayvancılıkta da bir iki kat artışın gözükmesi gerekir. Ama nicel göstergeler bunun çok gerisinde olduğumuzu gösteriyor. Bu nedenle kaynak verimliliğine dikkat edilmesi gerekir. 

Tarımı bekleyen riskler;

• İklim değişikliği,

• Yoksulluk,

• Ülkelerin gelişme hızı ve riskler,

• Doğal kaynak tahribatları,

• Suya erişim,

• Toprak satım almaları,

• Küçük işletmeler tarımdan vazgeçiyor,

• Verimlilik tekelleşmeler/ülkeler arasında artan makas,

• Girdi sektöründe artan tekelleşme,

• Ulusal politikada ortaya çıkan belirsizlikleri ve öncelikler,

Çiftçi Borçları;

• Çiftçinin TCZB ve TKK’ne borcu: 22 milyar TL (10 yıl öncesine göre artış 40 kat)

• Çiftçilerin bankalara kredi borcu: 32 Milyar TL

• Çiftçi başına borç: 10,666 TL

• 6.3 milyon tarımda çalışan var. Çalışan başına: 5,079 TL.

TÜİK “ 2011 Yılı Yoksulluk Çalışması;

• Türkiye’de açlık sorunu çok az ama dengesiz ve yetersiz beslenme önemli bir sorundur.

• Yaklaşık 13 milyon nüfus yeterli miktarda gıdaya ulaşmakta zorluk çekmektedir.

• 6,5 milyon nüfus proteinsiz, 10 milyon nüfus ise düşük kalorili gıdalarla beslenmektedir.

• 2011 yılı TÜİK gelir yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre; nüfusun %16,1’i yoksulluk sınırının altındadır. Sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranı ise %18,5’dir.

Kırsalda Yoksulluk;

• 2000-2009 yılları arasında 818 bin kişi daha yoksullaştı.

Açlık sınırı altındakiler: 

• 2008: 374.000 kentlerde: 122,000 kırsalda: 152,000 kişi,

• 2009: 339.000 kentlerde: 29.000 kırsalda: 310.000 kişi,

• Mutlak yoksul sayısı: 12,751.000 kişi,

• Göreli yoksul sayısı: 10.669.000 kişi,

• Yoksul kadın sayısı: 2000-2009 yılları arasında kentlerde 58,000 kişi azalırken, kırsalda 533.500 kişi artıyor,

• Yoksul erkek sayısı: 2000-2009 yılları arasında kentlerde 154.700 kişi azalırken, kırsalda 451.900 kişi artıyor.

Gıda Güvencesi ve Beslenme;

Çocuk açlığı: OECD’nin 2009 yılı “Aileler Değişiyor” başlıklı raporuna göre; Türkiye’de açlık sınırında yaşayan çocuk sayısı %24,6 olup bu oranla Türkiye 39 ülke arasında 3. sırdadır.

2011 yılı TÜİK’in Gelir Yaşam Koşulları Araştırmasın sonuçlarına göre, en düşük yüzde 20’lik gelir dilimindeki ailelerde ortalama çocuk sayısı 3.5 olup, her 100 çocuktan 40’ı yoksul hanelerde yaşıyor. Bu çocuklar yoksulluk, yoksunluk ve beslenme açısından en şanssız grubu oluşturmaktadır.

ÇÖZÜM NEREDE!

İzlenecek tarımsal ve kırsal politikalarda;

• İnsanın beslenme hakkına saygı gösterilmelidir.

• Başta küçük üreticiler olmak üzere herkesin üretim kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak gerekir.

• Tarıma yatırımların artırılması-gizli işsizliğin azaltılması önemlidir.

• Kamu yatırımlarında ulaşım, yenilenebilir enerji, eğitim gibi konular ağırlıklı konular olmalı ve de bu kırsala, tarıma yansımalıdır.

• Kamu ve özel sektör yatırımlarında tarımın payı azdır, bu durum tarımdaki istihdam sorununa çözüm bulunması açısından olumsuzluk gösteriyor.

• Kırsal kesimde kendi ürününü kendi işleyecek ve kendi iş gücünü istihdam edecek yatırımların özendirilmesi tarımsal istihdam açısından önemlidir.

• Kırsalın yaşam koşullarını iyileştirmek, dinamiklerini harekete geçirmek öncelik olmalıdır.

• Politik karar vericilik… Öncelik ve maliyet hesaplamalarında sadece sektörel bakış olmamalı, kalkınmanın her kesime yansımasını sağlayacak politikalar gözetilmelidir. 

• Ulusal öncelikleri yurttaş çıkarı için ön plana almak önem taşımalıdır. 

• Toprak ve su kullanım hakkına saygı gösterilmelidir. Doğal kaynaklar üzerinde baskı azaltılarak sürdürülebilirlik esası gözetilmelidir. 

• Dışa açık fakat kendi dinamizmini, kaynaklarını göz ardı etmeyen bir kırsal kalkınma yaklaşımı benimsenmelidir.

• Kalkınmanın (sağlık, eğitim, sosyal refah) toplumsal koşulları oluşturulmalıdır. 

• Yoksulların, üreticilerin temel gereksinimleri gözeten önceliklere ağırlık verilmelidir.

• 2014 yılı FAO tarafından “Aile Tarımı Yılı” ilan edilmiştir. Bundan esinlenerek, aile tarımı, küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerinin yaşamasına, var olmasına özen ve önem gösterilmelidir.

Prof.Dr. Bülent Gülçubuk konuşmasını Victor Hugo’nun Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, bizse ortadan kaldırılmış yoksulluk… sözüyle tamamladı.

Paylaş:

Yorum Bırak